Yemeklerden sonra halsiz hissediyorsanız dikkat!! « Haberkulis.org

SON DAKİKA

Yemeklerden sonra halsiz hissediyorsanız dikkat!!

Bu haber 20 Nisan 2019 - 16:09 'de eklendi ve 26 kez görüntülendi.

Yemek yedikten sonra halsiz hissediyor ve derhal uyumak istiyorsanız insülin direncinizi ölçtürmenizde yarar olabilir. Çünkü Endokrinolog Prof. Dr. Ayşe Çıkım Sertkaya’ya göre, bilhassa uzun saatler aç kalmak ve ara öğünleri atlamak vücudu açlık stresine sokuyor ve karbonhidrat ağırlıklı beslenmeye yönlendiriyor. Karbonhidrat ağırlıklı beslenme ise kanda insülin yükselişine sebep olarak muhtelif şikayetlerin yaşanmasına yol açıyor.İlişkili Haberler

  • İnsülin direncini kır, hastalıklardan korun!
  • İnsülin direncini dengelemek hastalıklardan korunmada etkili
  • Yeni çağın vebası için kendinizi test edin
  • İnsülin direncini kırmanın 6 formülü

Ciltte koyulaşmanın insülin direncini işaret edebildiğini söyleyen Memorial Şişli Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ayşe Çıkım Sertkaya, insülin direnci hakkında bilgi verdi.

Aş yedikten sonra halsizlik ve uyku hali gibi şikayetlerde insülin direncinin ölçtürülmesini öneren Dr. Sertkaya, “İnsülin direncine farklı yöntemlerle bakılmaktadır. Esasında gerçek bir insülin direnci ölçümü oldukça zor ve hastane şartlarında yapılması gereken bir yöntemdir. Rutin polikliniklerde bakılan değerler son radde yüzeysel olabilmektedir. Hastanın bulguları, şikayetleri ve kan tetkikindeki bazı değerler bizi tanıya yönlendirir” dedi.

İnsülin direncini ele veren şikayetler şu şekilde sıralanabilir:

– Ten renginde koyulaşma.
– Ense, koltuk alt ve genital bölgede koyulaşma ve ten kalınlaşması.
– Adet düzensizlikleri.
– Kontrolsüz kilo artışı.
– Kilo verememek.
– Gövde kas/yağ doku dağılımı dengesinde bozukluklar.

YEMEKTEN HEMEN SONRA GÖZLERİNİZ KAPANIYORSA…

İnsülin direnci olan kişiler sıklıkla aş yedikten sonra aşırı yorgun, halsiz ve uykulu hissettiklerinden şikayet eder. Örneğin; “Sadece iki dilim pizza yedim sonrasını hatırlamıyorum” diyebilirler. Endokrinolog Sertkaya, bu durumu şu şekilde açıkladı ve yapılması gerekenler hakkında tavsiyelerde bulundu: 

“İnsülini zaten yüksek olan bir şahıs pizzayı yediğinde vücuda karbonhidrat girişiyle insülin salgılanır ve bu salgı tüketilen karbonhidrat arttıkça yükselir. Bu salgı oranı kişiden kişiye değişir; kiminde bir ünite salgılanırken diğer birinde bu nispet beş-on hatta fazla daha fazla ünite olacak kadar yükselebilir. Bunu engellemek için insülin salgısını önlemek yani yüksek karbonhidrat alımını azaltmak gerekir. Bu kişiler yemekten birkaç saat sonra şiddetli açlık hissedip, bilhassa şeker ve şekerli gıdalar aş isterler. İnsülin depolatıcı bir molekül olduğu için kanda yükselişiyle beraber vücutta yağ doku depolanması da artar. Bu kişilerin bilhassa bel ve karın çevresinde yaygın olarak kalınlaşma görülür. Böylece kilo alma-insülin direnci arasındaki kısır döngü başlar.

KARBONHİDRAT-PROTEİN DENGESİ İYİ KURULMALI

Yüksek insülinin yol açtığı kan şekerinin düşmesine karşı ilk olarak karbonhidrat tüketimi kısıtlanmalıdır. Karbonhidrat alınacaksa şayet eşliğinde bir protein kaynağı olmasına azami itina gösterilmelidir. Örneğin; şayet pilav yenilecekse menüye derhal yoğurt eklenmeli ya da pilav-et beraber tüketilmelidir. Bir dilim ekmek yenilecekse yanında peynir tüketilebilir. Burada tuza da dikkat etmekte yarar var. Mümkün olduğu kadar tuzsuz peynir türleri tercih edilmelidir. Buna ek olarak da bol su tüketmekte de yarar var. Dengenin sağlanmasında su hayli önemlidir çünkü gövde enerji üretimi sırasında en fazla suyu kullanmaktadır.

“ARA ÖĞÜNLERLE KISIR DÖNGÜNDEN ÇIKIN”

Uzun süreli açlık asla önerilmemektedir çünkü uzun süre aç kaldıktan sonra aş yerken ölçüyü yakalamak oldukça zordur. Ayrıca metabolizmayı en fazla uyaran ve hızlanmasını sağlayan da aş yemektir. Bu nedenle öğün atlanmamalı ve ara öğünlere dikkat edilmelidir. şayet ara öğün yetersiz ise ikinci bir ara öğün oluşturabilir. Ara öğünler düzenlenirken minik uyaranlardan destek alınmalı ve metabolizma hızlandırılmalıdır. Kaliteli karbonhidratlara menüde yer verilebilir. Aksi takdirde kısır döngü devam edecektir. Mesela hem karbonhidrat hem protein içeren meyveli yoğurt tüketilebilir. 1 bardak süt ile ince bir dilim kek yenebilir ya da karpuzla beraber peynir de tuzuna dikkat edilerek tercih edilebilir.

MEYVENİN YANINA 1 BARDAK SÜT

Ara öğünlerde meyve de tercih edilebilir. Meyvede fruktoz vardır ve metabolizması glikoza göre biraz daha farklıdır. Bu nedenle fazla yoğun meyve tüketimi bir seferde önerilmemektedir. Hiç meyve yememek de doğru değildir. Bir aka portakal, 2-3 mandalina ya da bir muz ara öğün olarak tüketilebilir. şayet diyabetik bir mesele ya da insülin direnci varsa meyvenin şekerini dengelemek adına yanına bir kase yoğurt ya da biraz süt de eklenebilir. Bazen meyvenin yanına 8-10 adet badem veya koz içi gibi kuru yemiş de önerilir. Burada da yağ alımı ile emilim desteklenmektedir. Bu şekilde meyvenin glikozu yükseltici etkisinden uzaklaşılmış olur.”