ataşehir masöz şişli masöz totobo kasa not pdf Türkçe Slow Pop Dinle

AvivaSA Müşteri Yönetimi ve Dijital Dönüşüm Grup Müdürü Emek Akbal: InsurTech Programına 2021’de aynı hızla destek vermeye devam ediyoruz

Sigorta Haber olarak AvivaSA Müşteri Yönetimi ve Dijital Dönüşüm Grup Müdürü Emek Akbal ile İTÜ ARI Teknokent InsurTech Programı ile ilgili keyfili bir röportaj gerçekleştirdik...

AvivaSA Müşteri Yönetimi ve Dijital Dönüşüm Grup Müdürü Emek Akbal: InsurTech Programına 2021’de aynı hızla destek vermeye devam ediyoruz
Sigorta Haber olarak AvivaSA Müşteri Yönetimi ve Dijital Dönüşüm Grup Müdürü Emek Akbal ile İTÜ ARI Teknokent InsurTech Programı ile ilgili keyfili bir röportaj gerçekleştirdik... İTÜ ARI Teknokent’in bir uzantısı olan InsurTech Programı şu anda hangi konumda?

InsurTech Programının bir paydaşı olarak 2020 yılında 20 civarında AvivaSA mentoru ile yaklaşık 70 civarında girişime mentorluk yaptık. Bu süreçte girişimcilere sigorta sektörü hakkında bilgi ve kurumsal hayattaki tecrübelerimizle destek verdik. Burada aslında biz kaynak olarak kendimizi kullanmış olduk ve sigorta dikeyinde girişimde bulunmak isteyen arkadaşlarımıza desteklerimizi sunduk. AvivaSA tarafından baktığımızda da InsurTech Programı ile aslında kendimizin de girişimcilik dünyasını öğrenmeye çalıştığımız bir süreç geçirmiş oluyoruz. İnovasyon dünyasında karşılaştığımız çözümleri de iş birliği dahilinde AvivaSA envanterine kazandırmayı amaçlıyoruz. Daha da önemlisi bu gibi start-uplar ile çalışma kültürünü deneyimlemeyi ve deneyimlediklerimizi kurumsal DNA’mıza işlemeyi amaçlıyoruz. 2020 yılında başlayan bu ilişkiyle çok güzel ve hızlı bir başlangıç yaptık. 2021’de aynı hızla destek vermeye devam ediyoruz.

Sigorta sektöründe emekliliğe baktığımızda emeklilik yapısı biraz daha farklı bir yöne ayrılıyor. Sizin kadrolarınızın IT ağırlıklı olması sizin bu alana yönelmenizi etkiledi mi?

Program ortağı olarak baktığınız zaman birçok taraf iş birliği odaklı. Konuyu dijitalleşme ve inavasyon çerçevesinde incelediğimizde ise bu konu 10 farklı şirket tarafından 10 farklı şekilde tarif edilebilir. Bu da kurumların dijitalleşme ve inovasyonu nasıl tarif ettiğiyle çok alakalıdır. Kurumlar dijitalleşmeyi verimliliği artıracak yapılar ve süreç dönüşümleri olarak ya da güçlü alt yapılar ile birlikte teknolojik yatırımlar olarak da tanımlayabilirler. Bizim dijital dönüşüm tarifimiz ise müşteri odaklı dijital dönüşüm. Yani günün sonunda çağın müşterisine en iyi hizmeti sunabilen şirket olmayı hedefliyoruz. Burada teknolojiyi araç olarak görüyoruz amaç olarak değil. Teknolojiyi araç olarak kullanarak hizmetlerimizi en iyi ve verimli şekilde sunabilmeye çalışıyoruz. Amacımız ise çağın müşterisine kişiselleştirilmiş deneyimler sunmak. Burada bir deneyimden bahsediyoruz. Bu şirketlerin kültürüyle alakalı. Biz bunu şu şekilde tanımlıyoruz; yüzde 70’i insan geri kalan yüzde 30’u ise teknoloji ve süreç.

Dijitalleşmek için dijitalleşmek denen bir kavram var. Bizim amacımız bu değil. Bizim amacımız; müşterilerimize fayda sağlamak için dijitalleşmek. Yani arkasında ciddi bir strateji ve planlama dönemi mevcut. Bugün duymuş olduğumuz çoğu başarısız girişimin veya yatırımın arkasında sadece teknolojik olarak yeniliğin ele alınması yatıyor. Eğer ciddi bir problemi ele alıyor ve buna çözüm üretiyor olsanız zaten bu asla yaşamayacağınız bir sonuç olacaktı. Müşteriyi odağınıza aldığınızda zaten güzel geri dönüşlerini alıyorsunuz. Bir örnek vermek gerekirse şu anda AvivaSA’nın mobil aplikasyonu en çok indirilen ve beğenilen aplikasyonların başında geliyor. Nedeni ise 250 tane müşterimizle beraber yapmamız diyebilirim. Tasarımızın tüm süreçlerine müşterilerimizi dahil ettik.

İnavasyon tarafında ise İTÜ Çekirdek InsurTech Programı kapsamında girişimcilerin ürettikleri inavasyonlar bizim dijitalleşmede kullandığımız en güçlü araçlardan birisi. Girişimci ekosistemli bu dünyada bizim dijitalleşme yolculuğumuz üzerinde bulunan problemlere çözüm arıyoruz. Bu sayede girişimcilerin geliştirdikleri inovasyonlar bizim için çok önemli. 2016’da kurduğumuz AvivaSA Dijital Garaj yapımızın birinci amacı içeride az önce bahsettiğim kafa dönüşümüyle beraber kültürel olarak dijital dönüşümü sağlamaktı. Tüm çalışanlarımızla beraber ‘Dijitalleşme, inovasyon nedir? Yenilikler nedir’ sorularını sorduğumuz ve tüm gelişmeleri takip ettiğimiz bir oluşum aslında. Bunu birinci amacı olarak açıklayabiliriz. AvivaSA Dijital Garaj yapımızın ikinci amacı ise İTÜ Çekirdek gibi çeşitli inovasyon geliştiren kuluçka merkezleri ve girişim merkezleriyle ilişkiler geliştirerek dijitalleşme yolculuğumuzda karşılaştığımız sorunlara çözümler sunan girişimlerle tanışıp iş birliği geliştirmek. Üçüncü bir konu olarak ayrıca daha önce gerçekleştirdiğimiz iş birliklerinden farklı olarak oluşturduğumuz fonlamayla girişimlere yatırım desteği de sağlamak diyebiliriz.

Anladığım kadarıyla aslında sürdürülebilir iş birliği istiyorsunuz. Burada gerçekleştirdiğiniz tüm faaliyetlerin arkasında şirketin mali yapısının güçlü olması mı öne çıkıyor?

Tabii ki günün sonunda konu maliyeye yani sağlam ayaklar üstünde durmaya gelecektir. Ama aslında bunun bir vizyon işi olduğunu söyleyebilirim.

AvivaSA olarak İTÜ ARI Teknokent içerisinde neler yapıyorsunuz?

Son zamanlarda İstanbul girişimci dünyasında büyük atılımlar yaptı. İTÜ mesela bunlardan biri. İTÜ Çekirdek Kuluçka Merkezi dünyada ilk 5 arasında yer alıyor. Bizde bu gibi kuluçka merkezlerinde ilişkilerimizi sıkı kurarak global yatırımcılarla ve devletin teşvik etmiş olduğu resmi makamlarla tanışıyoruz. Geçen sene İTÜ Çekirdek’te hem 70 start-up’a mentorluk yaptık hem de onlardan da birçok şey öğrendik. Sonunda Big Bang etkinliğinde InsurTech dikeyinde 100 bin liralık hibe desteğimizi iki girişime bölerek verdik. Desteklediğimiz girişimlerden birisi BugBounter; etik hackerlarla kurumları bir araya getirerek siber güvenlik hizmetleri sağlayan bir test platformu hizmeti sunuyor. Desteklediğimiz diğer girişim ise Arvia oldu. Arvia, firmaların ihtiyaç duydukları yüz yüze görüşmeleri kolayca dijital ortama taşıyarak hızlı, verimli ve etkili bir şekilde satış yapmalarını veya hizmet sunmalarını sağlıyor. Bu girişimlere verdiğimiz hibe desteklerinin yanı sıra sundukları çözümleri iş birliği kapsamında kullanmak için de anlaşmalar yapıyoruz. Arvia ile şu anda çözümleri konusunda iş birliği yapmak için görüşmelerimiz devam ediyor. İş birliklerinin dışında Sabancı Holding’in VC’si hem de Ak Portföy tarafındaki yatırımcı iş ortaklarımızla girişimcileri bir araya getiriyoruz.

Bu girişimler, bu projeler ile birlikte sigorta sektörünün geleceğinde neler öngörüyorsunuz. Beklentileriniz nedir?

Şöyle bir potansiyel var; sigorta sektörü geleneksel iş yapış modellerinden oluşuyor. Bu geleneksel iş yapış modellerini tüm sigorta sektörü olarak dijital dünyaya adapte etmeye çalışıyoruz. Özellikle yüksek rekabetin yaşandığı Türk sigorta sektörü bu tür yıkıcı yeniliklere çok açık bir alan. Yani siz yapmazsanız rakibiniz bir şekilde bunu yapacak ve rekabetçi avantajı eline geçirecektir. Bunu tüm sektör olarak görüyoruz. Bu yüzden İTÜ ARI Teknokent gibi bir kurum sigortacılık özelinde bir dikey açtığı zaman birçok sigorta sektörü bu dikeye hamle yapıyor, bu programda yer alabilmek için çalışıyor. Buradaki amaçta başından beri söylediğimiz doğru maliyetlerle tak çalıştır çözümleri araştırmak. Bir fayda alması gerekiyor ki bir fayda sunabilsin kurumlar. İkinci bir boyutu da girişimcilere fonlama ile birlikte yükselmek için iş birlikleriyle yatırımcı olarak kaynaklarını artırmak. Yani müşterilerine daha iyi deneyim yaşatmak adına denemeler yapmak. Biz bu konuda öncü şirketlerden biri olarak öne çıkıyoruz.

Girişimciliğin Türkiye’de zor olmasıyla beraber girişimci gençlerin İTÜ ARI Teknokent veya AvivaSA’ya geldiklerinde onlara nasıl tavsiyeler veriyorsunuz?

İlk olarak girişimciliğin Türkiye’de zor olduğunu düşünmüyorum. Gerekli adımların atıldığını özellikle de devlet programlarının ve teşviklerinin başladığını ciddi bir boyuta ulaştığını düşünüyorum. Bu gibi kurum ve kuruluşların ve melek yatırımcılarında birer birer çoğaldığını görüyorum. Fakat bazı sıkıntılar da var. Bunlardan biri girişimcilik kafası diğeri ise ekosistemin kendi doğal hali. Yani bizim kendimize Türk girişimcilik ekosisteminin olgunluğa erişip-erişmediğini sormamız lazım. Özellikle iş birliği boyutlarında girişimciliğin biraz daha henüz o olgunluğa ulaşmadığını düşünüyorum.  Bugün itibariyle diğer start-up merkezlerine baktığımız zaman inanılmaz yıkıcı bir rekabet var. Ortaya çıkan 10 bin start-up varsa toplamda neredeyse ertesi sene en az yarısının yok olduğu bir sistem var. Bu durum gerçek bir kaliteyi meydana getiriyor. Açıkçası bu gibi durumlarda yetirince girişimcimizin olmadığını ve girişimciler arasındaki rekabetin çok da keskin olmadığını ve bunun eksikliğinin de kaliteyi yaratamadığını düşünüyorum.

İlk olarak start-upların sigorta dikeyindeki gerçek problemlere odaklanmalarını tavsiye ediyorum. Özellikle gerçek bir probleme odaklanmayan start-uplar ve onlarla iş birliğine giden şirketler için sonuç ikisi içinde yıkıcı bir hüsranla bitebilir.

İkinci olarak kurumlarla start-uplar arasında güven ortamının oluşturulması gerekiyor. Bir kurumun ciddi bir anlamada güven vererek, bir iş birliği konusunda start-uplarla gerçekleştirecekleri iş birliklerinde güven duygusunun inşa edilmesi gerekiyor. Girişimcilere, güven ortamını zedeleyen unsurları ortadan kaldırmaları gerektiği öğüdünü verebilirim. AvivaSA olarak girişimcilere tavsiyemiz para kazanmak, hızlı büyümek yerine; gerçekten sürdürülebilir, sağlam bir iş yapış biçimi üzerine çalışmalarıdır. Büyüme ve sürdürülebilirlik planlarına yatırım yapılmalıdır.

Üçüncü olarak özellikle sigorta dikeyinde sunulan çözümlerin tak çalıştır olanları çok önemli. Girişimcinin o ürünü, çözümü şirket ve kurumların ihtiyaçlarına hızla entegre edebilmesinden bahsediyorum.

Son ve en önemlisi olarak güveni sarsan ve girişimcilik ekosisteminin yapısını da sarsan fikri mülkiyet hakları konusu var. Bir iş birliği yapmaya çalışırken en baştan kırmızı çizgilerin konuşulması gerekiyor. Bu konunun ciddi olarak anlaşılması ve işin hangi ayakları üzerinde oturduğu üzerine kavranması gerekiyor.

Sigorta sektörünün geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Kendi dijitalleşme tarifimi kurumun üstüne yakışanı giymesi olarak özetleyebilirim. Her kurumun kendi kültürüne, müşterisine, kaynağına ve var olduğu iş koluna göre dijitalleşme hedeflerini gerçekleştirmesi burada en önemli noktayı oluşturuyor. Bu gibi detayların ciddi profesyonel bir ekip tarafından ya da dışardan bir danışmanlık alınarak değerlendirilmesi lazım. Dijitalleşmek açıkçası şansa bırakılmayacak kadar önemli bir konu.

Sektörle beraber büyümek veya dijitalleşmek zorunda değiliz bunu söyleyebilir miyiz? Doğru yerde, doğru zaman ve doğru iş önemli sizin için öyle mi?

Dijitalleşme için doğru zaman, ne zamandı diye soracak olursanız şayet doğru zamanın 2010 olduğunu söylemem gerekir. Doğru zaman çoktan geçti. Eğer şu zamana kadar kurumlar belli adımları atamadıysalar geçmiş olsun diyebiliriz. Rekabet durmuyor. Bütün sigorta şirketleri bu konu üzerinde kendi üzerine yakışacak dijitalleşme ve inovasyon kriterlerini bir şekilde kendi üzerine giydirmiş durumda. Eğer kurumlar dijitalleşmeyi şu ana kadar ajanlarına almamışlar ve bu alanda herhangi bir yatırım yapmamışlarsa artık çok geç.

Özellikle pandemi dönemiyle beraber tüketici davranışlarının büyük oranda değiştiğini gördük. Bu dönemde tüketicilerin istek ve ihtiyaçlarına karşılık veremeyen kurumlar yıkıcı bir şekilde bunun etkilerini gördü. Artık tüketiciler aldığı kişisel deneyimleri karşılaştırır oldu. Burada zorlu rekabet sektöründe müşteriye güven ve kişiselleştirilmiş deneyim sağlarken gönül rahatlığı da vermek zorundayız.

İTÜ Çekirdek InsurTech Programı Ek Bilgi:

Türkiye’nin girişimcilik ve inovasyon üssü İTÜ ARI Teknokent öncülüğünde, sigorta sektörünün önde gelen şirketleri Agito, Aksigorta, AvivaSA, Axa Sigorta, Eureko Sigorta, HDI Sigorta ve Türkiye Sigorta iş birliği ile hayata geçirilen İTÜ Çekirdek InsurTech Programı’na başvurular devam ediyor. Sigorta teknolojileri alanında çalışmalarını yürüten girişimleri geliştirmek, bu alanda sektörel bir ekosistem oluşturmak, girişimlerin ticarileşmesi ve global başarı hikayeleri oluşturmalarını sağlamak adına hayata geçirilen programa tüm Türkiye’den başvuru yapılabiliyor. InsurTech Programı’na katılan girişimciler eğitim, mentorluk, demo day, sektörel buluşma gibi sunulan pek çok desteğin yanı sıra Big Bang Start-up Challenge’da geçtiğimiz yıl 54 milyon TL’lik ödül, nakit ve yatırım kaynağından da yararlanmıştı. Bu yıl programa katılan girişimciler de İTÜ ARI Teknokent ekosistemi desteklerinden ve kaynaklarından pay alabilecek.

İşte InsurTech programı kapsamında destek alan ve başarılı olan girişimlerden bazıları;

Lumnion: DIA Community tarafından 2021’de izlenmesi gereken 100 sigorta teknolojisi şirketi arasında gösterilen Lumnion, Sabancı Ventures ve StartersHub’tan 4.6 milyon TL tutarında yatırım aldı. Aldığı yatırımla yurt dışı operasyonlarını büyütmeye odaklanan Lumnion, tüm Avrupa pazarında etkin konuma gelmeyi hedefliyor. Lumnion ayrıca Almanya’daki Insurtech Hub Münih NXT Enterprise Hızlandırma Programı’na  kabul edildi.

Syntonym: Kameralardan gelen görsel verileri GDPR-KVK uyumlu bir şekilde veriye metrik kaybı yaşatmadan anonimize eden yapay zeka platformu Syntonym, verileri anonim hale getirerek hem geleceğin teknolojisi için verinin kullanımına olanak sağlıyor hem de verinin mahremiyeti endişelerini ortadan kaldırıyor. Girişim, Amerika'da faaliyet gösteren büyük bir medya şirketinin ve Türkiye’den büyük bir holdingin içerisinde olduğu satış öncesi görüşmelerine başladı.

Missafir: Kısa ve orta dönem kiralama yapan ev sahiplerine profesyonel hizmet sunan Missafir, bu yıl 10 kat büyüme gösterdi. Şu anda 8 ayrı şehirde hizmet veriyor.

Adlema: Veri yönetimi ve üretim analizi yazılımıyla birlikte endüstrinin en geniş sızıntı tespit cihazı portföyünü sunan Adlema, Tofaş ile iş birliği yaptı. Yeni ürünü için Ar-Ge çalışmalarına devam ediyor.

Archmir: Oto kaza hasar süreçlerini yapay zekâ ve görüntü işleme teknolojileriyle uçtan uca dijitalleştiren çözümler sunan Archmir, yatırım turuna ve özel sektör ile iş birliği görüşmelerine devam ediyor.

Eyecheckup: Görme kaybını engelleme amaçlı yapay zekâ destekli göz muayene sistemi sunan EyeCheckup, beş göz hastalığı için teşhis koyarken bu sayıyı 20'ye çıkartmayı hedefliyor.

Bugbounter: Kurumların siber güvenlik açıklarının keşfedilme, doğrulanma ve raporlanma ihtiyacını kendine üye bağımsız güvenlik araştırmacıları ile sağlayan blokzincir tabanlı platform Bugbounter, sistemine kayıtlı 650 araştırmacı ile hizmet veriyor.

Girişimler programla ilgili ne dediler?

Mustafa ÇAKIR

Archmir Kurucu Ortağı

“Çalıştığımız alan sadece akademik bilgi ve teknik yeterlilikle rahatça penetre olabilecek bir alan değil. Sektörde elde edilmiş tecrübeleri iyice öğütüp pazara uyarlamamız gerekiyor. InsurTech Programı bize ciddi fayda sağladı ve bu sayede rahat bir şekilde teknik bilgi ile beraber bilgi birikimini harmanlayıp rahatça pazara uyarlayabildik.”

Ömer Göksoy

Blocco Kurucusu

“InsurTech Programı ve mentorlarla yaptığımız görüşmeler sayesinde kurumların içerisindeki trafik bilgileri, anlık ziyaretçi sayıları ve işletmelerin veri havuzu gibi bazı metriklere ulaşabildik. Böylece, projenin içerisinde yapmamız gereken güncelleme ve düzenlemeleri kolayca yapabildik.”

Arif GÜRDENLİ

BugBounter Kurucu Ortağı

“InsurTech Programı sayesinde ürünümüzün sigorta şirketlerinin ürünleriyle birlikte satılabileceğini ve bu şekilde çok daha geniş bir pazara erişebileceğimizi fark ettik.”

Cenk TABAKOĞLU

Lumnion CEO’su

“InsurTech Programı sayesinde yatırımcılarla tanışma fırsatı elde ettik ve yine ilk yurtdışı müşterimizi InsurTech programı sayesinde bulduk.”

Mehmet Yüksel

Missafir CEO’su

“InsurTech Programı sayesinde Türkiye’nin önde gelen sigorta şirketleri ile görüşerek Missafir evlerini sigortalamak için yeni bir ürün sürecini başlattık.”

Selçuk İnce

Onsure Kurucu Ortağı

“Ürünümüzün nasıl konumlandırılması gerektiğini analiz ettik. Sigorta sektörünün nabzını InsurTech Programı ile ölçebildik. Bu sayede zamandan tasarruf etmiş olduk ve yanılma payımız azaldı.”

Burak Aslanpay

Öneriver Kurucu Ortağı

“InsurTech Programı, ürünümüzü hedef kitlemize anlatabilmemiz için çok güzel bir ortam sağladı. Böylece, ürünümüzün tutarlılığını test edebildik, sektörün beklenti ve ihtiyaçlarını anlayarak ürünümüze yansıtmak için de büyük bir imkan oluştu.”

Servet Gerçek

SeaTech İş Geliştirme Sorumlusu

“InsurTech Programı ile sektördeki uzmanlardan tarafsızca feedback’ler alıp ürünümüzü daha iyi bir noktaya getirdik.”

Kaynak: Sigortahaber.com
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER