İbrahim Kalın’dan önemli açıklamalar! « Haberkulis.org

SON DAKİKA

İbrahim Kalın’dan önemli açıklamalar!

Bu haber 20 Nisan 2019 - 15:55 'de eklendi ve 7 kez görüntülendi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, “Bu seçimler,  aslında AK Parti’nin aldığı oyu, Cumhur İttifakı’nın aldığı oyu dikkate  aldığınızda Cumhurbaşkanımıza olan güvenin yine teyit edildiğini bir kez daha  göstermektedir.” dedi. 

Kalın, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında  Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Kabine Toplantısı devam ederken açıklamalarda  bulundu.

31 Mart Mahalli İdareler Umumi Seçim sonuçlarını değerlendiren Kalın, “Bu seçimler, aslında AK Parti’nin aldığı oyu, Cumhur İttifakı’nın aldığı oyu  dikkate aldığınızda Cumhurbaşkanımıza olan güvenin yine teyit edildiğini bir  kez daha göstermektedir. Yapılan itirazlar, sandığa giden seçmen ile onun  iradesinin olduğu gibi yansıtılması arasında yaşanmış olan muhtemel ihlalleri,  hukuksuzlukları, kasıtlı veya kasıtsız yanlışlıkları ortaya çıkartmayı  hedeflemektedir.” diye konuştu.

Kalın, Suriye’nin kuzeyine yönelik olası operasyona da değinerek,  sözlerini şöyle sürdürdü:

“Terörle mücadele, Türkiye’nin sadece sınırları içinde verilen bir  mücadele değildir. Türkiye’nin sınırlarını, hudut ötesinde sağlamamız öncelikli  hedeftir. Beklentimiz, Münbiç yol haritasının bir an evvel hayata geçirilmesi ve  Fırat’ın doğusunda hiçbir terör unsurunun barındırılmasına müsaade edilmemesi.  Münbiç’e kadar olan Türkiye-Suriye sınırı içerisinde bugün güvenli bir bölge  fiilen oluşmuş durumda. Suriye’nin toprak bütünlüğü ve birliği çerçevesinde  buradaki savaşın sona erdirilmesi ve anayasa komisyonunun kurulması, siyasi geçiş  sürecinin seçimler yoluyla sağlanması için çalışmalarımız yoğun bir şekilde devam  ediyor.”

MÜNBİÇ AÇIKLAMASI

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, “Beklentimiz,  Münbiç yol haritasının bir an evvel hayata geçirilmesi ve Fırat’ın doğusunda  hiçbir terör unsurunun barındırılmasına müsaade edilmemesi.” dedi. 

Kalın, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında  Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde yapılan Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı devam  ederken açıklamalarda bulundu, basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını  yanıtladı.

Münbiç ve Fırat’ın doğusuyla ilgili ABD ile yürütülen müzakerelerin  devam ettiğini belirten Kalın, “Evvelsi gün Sayın Ulusal Savunma Bakanımız ile  Washington’a yaptığımız ziyaret çerçevesinde de bu konuları etraflı bir şekilde  ele alma imkanımız oldu. Aynı şekilde Hazine ve Maliye Bakanımız da kendi  ekonomik konularının dışında Sayın (ABD Başkanı Donald) Trump ile yaptığı  görüşmede bu konuları etraflı bir şekilde ele aldılar. Bizim beklentimiz, Münbiç  yol haritasının bir an evvel hayata geçirilmesi ve Fırat’ın doğusunda hiçbir terör  unsurunun barındırılmasına müsaade edilmemesi.” ifadelerini kullandı.

Münbiç’te, Türk ve Amerikan askerlerinin ortak devriye faaliyetlerinin  devam ettiğini ve yeni devriye faaliyetlerinin yapılması için de görüşmelerin  sürdüğünü anımsatan Kalın, şunları kaydetti:

“Askeri birliklerimiz ve istihbari unsurlarımız tarafından bu çalışma  yürütülüyor. Burada güvenli bölge meselesi de öncelik arz eden bir konu. Sayın  Trump’ın kamuoyuna aleni bir şekide deklare ettiği yaklaşık 32 kilometrelik  güvenli bölge meselesi de gündemimizde olmaya devam ediyor. Beklentimiz sürecinin  devam etmesi, güvenli bölgenin kurulması bunun da Türkiye’nin kontrolünde  olmasıdır. Bu bölgenin hiçbir terör örgütüne, PYD/YPG, DEAŞ veya rejim  unsurlarına bir güvenli bölge ya da soluk alabilecekleri bir saha haline  gelmemesidir. Bunun için de çalışmalarımız yoğun bir şekilde devam ediyor.”

Suriye’nin toprak bütünlüğü

Suriye’nin güvenliği çerçevesinde Türkiye’nin, hem Astana sürecinde  hem de Cenevre sürecinde çalışmalarının devam ettiğini aktaran Kalın, “Türkiye  aynı anda iki süreçte de bulunan derhal derhal tek ülke. Dolayısıyla hem Astana’da  İran ve Rusya ile hem de Cenevre’de uluslararası toplumun öbür aktörleriyle bu  çalışmaları yoğun bir şekilde sürdürmeye devam edeceğiz.” diye konuştu.

Kalın, Irat’ta, Suriye’de ya da dünyanın herhangi bir yerinde  Türkiye’ye yönelik tehditlere karşı her türlü tedbirin bundan sonra da kararlı  bir şekilde alınacağını vurguladı.

İran Dışişleri Bakanı Zarif’in Türkiye ziyareti

İbrahim Kalın, İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif’in Suriye  ziyareti sonrası Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a bir rapor sunacağını  söylediği, laf konusu raporda Şam’dan gelen net bir mesajın olup olmadığına  ilişkin soruyu şu şekilde yanıtladı:

“Sayın Zarif’in Şam’dan sonra Ankara’ya gelip görüşmeler yapması bu  tür yorumlara neden olmuş olabilir ama bizim böyle bir ara buluculuk arayışımız  söz konusu değil, öncelikle bunun altını çizmek isterim. İran ile iyi ilişkiler  içerisinde olduğumuz, Suriye konusunda beraber çalıştığımız bir ülkedir.  Suriye’de bilhassa Esed rejiminin geleceği konusundaki görüş ayrılığımız da  zaten bilinmektedir. Biz Suriye’nin toprak bütünlüğü ve siyasi birliği  çerçevesinde meşru bir yönetimin iş başına gelmesi ve bunun için de Anayasa  Komisyonunun kurulması ve seçimlerin yapılmasıyla ilgili çerçevemizi baştan beri  net bir şekilde ortaya koymuş bulunuyoruz. O manada ara buluculuk arayışımız laf  konusu değil. Rejimle bir temasımız, diyaloğumuz laf konusu değil. Oraya dönük  bir mesaj iletmemiz gerektiğinde bunu zaten İran ve Rusya üzerinden yapmaktayız.  Bunu da öncelikle hudut güvenliğimizin sağlanması çerçevesinde yürütüyoruz.  Çatışmaların sona erdirilmesi ve siyasi sürecin hayata geçirilmesi konusunda İran  ile yakın çalışmaya devam edeceğiz ama kastettiği manada bir ara buluculuk süreci  söz konusu değil.”

Zarif’in önerisi

Bir gazetecinin, “İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif’in dünkü basın  toplantısında, ‘Suriye’de hudut bölgelerinin Esed rejimine verilmesi’ gibi bir  önerisi oldu. Türkiye bu öneriye nasıl bakıyor?” sorusunu üzerine Kalın, şunları  söyledi:

“Cerablus’tan Afrin’e, Afrin’den İdlib’e kadar o bölgede  oluşturduğumuz statüye baktığınızda burada ne PKK’nın ne DEAŞ’ın ne de rejim  unsurlarının olmadığını görüyoruz. Dolayısıyla böyle bir bina mümkündür.  Dolayısıyla ‘Türkiye’nin temizlediği yerlere rejim unsurları gelsin’ demek biraz  fırsatçılık oluyor. Türkiye buralarda terörle mücadele ederek, buraları  temizleyip hem kendi güvenliğini hem de bölge halkının güvenliğini teminat altına  almış durumda ama Suriye haritasının öbür bölgelerine baktığınız vakit rejimin,  Fırat’ın doğusunu Amerikalılara bıraktığını, belli yerleri bizim müdahalemizden  önce Afrin’de PYG/YPG’ye bıraktığını, belli yerleri Rusya Federasyonu’na  bıraktığını, güneyde öbür unsurlara bıraktığını görüyoruz. ‘Türkiye’nin  temizlediği yerlere rejim unsurları gelsin’ demek gerçeklerle bağdaşmıyor. Bizim  zaten böyle bir beklentimiz, talebimiz ne de bir onayımız laf konusu. Öncelikli  olarak sınırda öngördüğümüz, Cerablus-İdlib hattında var statünün korunması,  yerel halkın kendi imkanlarıyla buraları yönetmesi. Fırat’ın doğusunda da bir  güvenli bölge kurulduğu vakit buranın kontrolünün Türkiye’de olması.”

“ABD’nin Suriye’den çekilme konusunda bir aksama oldu, bu kararı art  mi aldılar? ABD’deki görüşmelerinizde gözleminiz nedir?” sorusuna Kalın, şu  cevabı verdi:

“Sayın Trump’ın ABD’nin Suriye’den çekileceğini duyurmasından beri  Amerikalılar arasında da bir münakaşa devam ediyor. Bununla ilgili net bir yol  haritasının ortaya konulamadığını görüyoruz. Yani bir gün söylenen şeyleri ertesi  gün yalanlandığını ya da revize edildiğini görüyoruz. Washington’da bizim  edindiğimiz izlenimler de bu yönde. Belli ki farklı birimler arasında da farklı  görüşler dile getiriliyor. Bizim açımızdan çekilme kararı doğru bir karardır,  güvenli bölgenin kurulması doğru bir karardır ama bunun şeklinin nasıl olacağı,  buraları kimin denetim edeceği, bu bölgenin kime hizmet edeceği konusu bunlardan  daha da önemlidir. Buradaki temel mesele, Amerikan yönetiminin halen YPG/PYD  unsurlarına destek vermesidir. Sayın Cumhurbaşkanımız, Sayın Trump ile yaptığı  birçok görüşmede açıkça anlatım ettiler. Bizim Suriye’nin herhangi bir bölgesinde,  Fırat’ın doğusunda, Deyrizor’da, Rakka’da ya da öbür bir yerde güvenliği  sağlamak için PYD/YPG gibi bir terör örgütüne ihtiyacımız yok.

Burada DEAŞ’a karşı bir mücadele verilecekse, öbür bir terör örgütüne  karşı mücadele verilecekse bunu beraber yapabiliriz. Birlikten kasıt  Türkiye’dir, ABD’dir, uluslararası koalisyondur, mahalli halktır, Özgür Suriye  Ordusudur. Birçok unsurun içerisinde terörle doğrudan irtibatlı bir örgütü seçip  bunlara destek vermek zaten baştan beri Amerikan politikasının en yanlış tarafını  teşkil etmiştir. Dolayısıyla beklentimiz sürecinin devam etmesi, güvenli bölgenin  kurulması bunun da Türkiye’nin kontrolünde olmasıdır.”

‘Cumhurbaşkanımıza olan itimat yine teyit edildi’

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, “Bu seçimler,  aslında AK Parti’nin aldığı oyu, Cumhur İttifakı’nın aldığı oyu dikkate  aldığınızda Cumhurbaşkanımıza olan güvenin yine teyit edildiğini bir kez daha  göstermektedir.” dedi. 

Toplantıda seçim konusunun gündeme geldiğini, detayların ise sunumlar  bittikten sonra yapılacak hususi oturumda ele alınacağını anlatan Kalın, “Sayın  Cumhurbaşkanımız da açış konuşmasında bu seçimlerin başarıyla gerçekleşmiş  olmasından, herhangi bir itimat zaafına yol açmadan tamamlanmış olmasından duyduğu  memnuniyeti anlatım ettiler ve bundan sonra 2023 hedeflerine kenetlenerek el  birliğiyle Türkiye toplumunun bütününü hedefleyen bir ittifak ile çalışmalarımıza  devam edeceğimizin altını çizdiler.” diye konuştu.

Kalın, kabinenin yoğun bir gündemi olduğunu ve ilgili bakanlıkların  alanlarında çalışmalarını yoğun şekilde sürdürmeye devam edeceklerini anlatım etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçim sonuçlarına yönelik bir ön  değerlendirmesi olduğunu dile getiren Kalın, seçimlerin ulus için hayırlı olması temennilerini iletti.

Kalın, “Bu seçimler, aslında AK Parti’nin aldığı oyu, Cumhur  İttifakı’nın aldığı oyu dikkate aldığınızda Cumhurbaşkanımıza olan güvenin yine  teyit edildiğini bir kez daha göstermektedir.” dedi.

Seçim sonuçlarıyla ilgili İstanbul başta olmak üzere bazı yerlerde  hukuki süreçlerin devam ettiğini belirten Kalın, “Sayın Cumhurbaşkanımızın daha  önce de anlatım ettiği gibi nihai karar Yüksek Seçim Kurulunundur. Hukuki yolların  tüketilmesinin ardından Yüksek Seçim Kurulunun vereceği karar da nihai olarak  bizim temel kabulümüz olacaktır. Böylece milletin iradesi sandığa yansıdığı  şekliyle de siyasi ve hukuki bir kimlik kazanacak, bağlayıcı hale gelmiş  olacaktır. Yapılan itirazlar bu ikisi arasında, yani sandığa giden seçmen ile  onun iradesinin olduğu gibi yansıtılması arasında yaşanmış olan muhtemel  ihlalleleri, hukuksuzlukları, kasıtlı veya kasıtsız yanlışlıkları ortaya  çıkartmayı hedeflemektedir.” değerlendirmesinde bulundu.

Terörle mücedele

İbrahim Kalın, toplantıda iç ve hariç emniyet konularının da geniş yer  tuttuğunu, bunlarla ilgili Ulusal Savunma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve MİT  Başkanlığının iç ve hariç güvenlikle ilgili sunumlarının yapıldığını aktararak,  sözlerini şöyle sürdürdü:

“Terörle mücadele kararlı bir şekilde bundan sonra da devam edecektir.  Bu kurumlarımız arasında, Ulusal Savunma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Ulusal  İstihbarat Teşkilatımızın tam bir koordinasyon içerisinde yürüttüğü faaliyetlerle  Türkiye’nin içinde ve dışında emniyet alanında ağırbaşlı hissedilebilir bir ivmenin  kazanıldığını, başarıların elde edildiğini memnuniyetle söyleyebiliriz. PKK terör  örgütü olsun, PYD/YPG gibi iltisaklı terör örgütleri olsun, DHKP-C gibi, FETÖ  gibi, DEAŞ gibi öbür terör örgütleri olsun bunlara karşı yoğun ve kapsamlı  mücadelemiz bundan sonra da devam edecektir. Terörle mücadele Türkiye’nin sadece  sınırları içinde verilen bir mücadele değildir. Türkiye’nin sınırlarını, hudut  ötesinde sağlamamız öncelikli hedeftir.”

Bu konuda iç ve hariç istihbaratla ilgili birimlerin çalışmalarını  bundan sonra da yoğun şekilde devam ettireceklerini dile getiren Kalın,  “Özellikle Ulusal İstihbarat Teşkilatımızın insani ve teknolojik istihbaratın  bütün imkanlarını kullanarak içeride ve dışarıda terörle mücadele konusunda,  istihbari bilgi sağlama konusunda, karşı espiyonaj konularında yoğun çalışmalar  yürüttüğünü ve sahada fazla ağırbaşlı başarılar elde ettiğini de anlatım etmek isterim.”  şeklinde konuştu.

Kalın, İçişleri Bakanlığının terörle mücadelenin yanında uyuşturucuyla  mücadele, kamu düzeninin sağlanması ve trafik gibi konularla ilgili  çalışmalarının devam ettiğini, bunların da toplantıda detaylı bir şekilde ele  alındığını bildirdi.

Dijital dönüşüm

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın bürokrasinin azaltılması ve  e-devlet yapısının güçlendirilmesiyle ilgili kapsamlı bir sunum yaptığını anlatan  Kalın, son yıllarda dijital dönüşüm konusunda dünyada mühim gelişmeler  yaşandığını, Türkiye’nin bu konuda değişimi ilk göğüsleyen ve hayata geçiren  ülkelerin başında geldiğini anlattı.

Konuya ilişkin verileri de paylaşan Kalın, “Vatandaşlarımızın devletle  ilgili kamu işlerini yaparken hem müracaat sayısını hem sunmak zorunda oldukları  belge sayısını hem de dolaşmak zorunda oldukları kuruluş sayısını azaltan bir dijital  dönüşüm sürecinden geçiyoruz. Yani daha evvel ortalama bir işlem için 3-4 vesika  istenirken, bununla ilgili harcanan vakit kimi yarım gün, kimi bir güne  yayılırken, bugün bu rakamlar vesika sayısı 1,5’lere düşmüş durumda, sarfedilen  zaman ise 10-20 dakika gibi sürelere inmiş durumda.” bilgisini paylaştı.

Kalın, bunun vatandaşın devletle ilgili işlemlerinde kolaylığı artıran  önemli bir öğe olduğuna dikkati çekerek, şunları söyledi:

“Bugün itibarıyla 42 milyon vatandaşımız e-devlet sistemini etkin  olarak kullanmaktadır. Geçtiğimiz sene 2018 rakamını veriyorum, bu sistem  üzerinden 2,5 milyar hizmet işlemi gerçekleştirilmiştir. 2019’un ilk çeyreği,  bugün 18 Nisan itibarıyla da yapılan işlem sayısı 1 milyarı aşmış bulunmaktadır.  Bunların sorunsuz bir şekilde devam ediyor olması da bu konuda e-devlet alt  yapısının ne kadar kuvvetli olduğunu, dijital dönüşüm sürecinin de başarılı bir  şekilde devam ettiğini ortaya koymaktadır.”

Suriye’deki gelişmeler

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, Suriye ile ilgili süreci yakından  takip etmeye devam ettiklerine işaret ederek, “Suriye’nin toprak bütünlüğü ve  siyasi birliği çerçevesinde buradaki savaşın sona erdirilmesi, anayasa  komisyonunun kurulması ve siyasi geçiş sürecinin seçimler yoluyla sağlanması için  çalışmalarımız yoğun bir şekilde devam ediyor.” diye konuştu. Kalın, “Sayın  Cumhurbaşkanımızın Moskova’ya yaptığı ziyarette bu mevzu, bahis Rus mevkidaşlarımızla ele  alınmıştı. Şu anda beklentimiz, orada bilhassa anayasa komisyonunun bir an evvel  kurulması, üzerinde ihtilaf edilen birkaç ad vardı, bunların nihai olarak  çözülerek anayasa komisyonunun çalışmalarına bir an evvel Birleşmiş Milletler  çatısı altında başlaması. Bu anlamda Astana Süreci başarılı bir şekilde devam  ediyor.” ifadelerini kullandı.

Bir öbür önceliklerinin İdlib’deki var statünün korunması olduğunu  dile getiren Kalın, “Sayın Cumhurbaşkanımızın kişisel girişim ve  inisiyatifleriyle sağlanmış olan İdlib mutabakatının kalıcı hale getirilmesi  öncelikli hedefimiz, bunu da aka oranda başarmış bulunuyoruz.” diye konuştu.

Kalın, var statünün muhafaza edilmesinin aka bir insani dram ve  göç dalgasının önüne geçtiğini belirterek, “Aynı şekilde Afrin-Cerablus hattında  da umumi olarak bir sükunetin, istikrarın yargıç olduğunu rahatlıkla anlatım  edebiliriz. Bu aslında Türkiye’nin Suriye’de fiilen güvenli bölgenin nasıl  olabileceğine dair gösterdiği en mühim başarıdır.” değerlendirmesinde bulundu.

“Güvenli bölge fiilen aslında oluşmuş durumda”

Daha evvel güvenli bölge ya da tampon bölge gibi konular gündeme  geldiğinde bunun pratik olmadığı, uygulamasının zor olacağı, bu bölgelerde  kimlerin olacağı gibi muhtelif sorular ve şüphelerin gündeme geldiğini hatırlatan  Kalın, şunları kaydetti:

“Bu bölgeye baktığınızda, İdlib’de, Afrin’de ve Cerablus’a kadar olan  aslında Münbiç’e kadar olan Türkiye Suriye sınırı içerisinde bugün güvenli bir  bölge fiilen aslında oluşmuş durumda. Burada ne PKK terör örgütü vardır, burada  ne DEAŞ terör örgütü vardır ne de rejim unsurları vardır. Burada mahalli kamu kendi  imkanlarıyla ve Türkiye’nin desteğiyle bizim de ve uluslararası toplumun da  desteklediği özgür Suriye ordusu ve öbür Suriyeli unsurlarla kendi yönetimini  sağlamakta, kendi ekonomisini yönetmekte, kendi iç dinamikleriyle bu bölgeyi  güvenli bir şekilde yönetmeye devam etmektedir. Aslında bu bile kendi başına  büyük bir başarı.”

Bu bölgelere Türkiye’den dönen mülteci sayısının 350 bini aştığını  belirten Kalın, “Yani Suriye savaşı boyunca yaklaşık 8 yıldır devam eden bu harp  boyunca bu yoğunlukta art dönüşün olduğu bir öbür bölge de yoktur. Bu da  aslında Türkiye’nin izlediği politikanın ve sahadaki uygulamalarının başarısını  göstermesi açısından bilhassa not edilmeli.” ifadelerini kullandı.

‘F-35’lerin  sadece bir müşterisi veya alıcısı değiliz’

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, “Türkiye F-35  teknolojisinin bir ortağıdır, ortağı olmaya da devam edecektir. Biz, F-35’lerin  sadece bir müşterisi veya alıcısı değiliz.” dedi. 

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın kabine üyelerine Kıdem  Tazminatı Fonu’na ilişkin bir sunum yapıp yapmadığı ve bu konuda nasıl bir yol  haritası çizileceğine ilişkin soru üzerine Kalın, kabine toplantısında böyle bir  sunum yapılmadığını söyledi.

Bu konuda Albayrak ile görüştüğünü, Kıdem Tazminatı Fonu’yla ilgili  geçmişten beri devam eden bir çalışma olduğunu hatırlatan Kalın, Bakan  Albayrak’ın da bu çalışmaya atıf yaptığını ve ilgili tüm paydaşlar ve başta  Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olmak üzere ilgili bakanlıkların  katkıları ve mutabakatıyla bir hazırlığın yapıldığını anlatım ettiğini bildirdi.  Kalın, şöyle konuştu:

“İşçi, işveren çevrelerimizin tedirgin olmasını gerektirecek bir vaziyet  söz konusu değil. Bu fonu en efektif bir şekilde nasıl kullanabiliriz sorusundan  hareketle bir çalışma yapılıyor. İlgili paydaşların da tabii ki görüşleri  alınacak. İlgili bakanlıklarımızın, kurumlarımızın da katılımı sağlanacak.  Mutabakat temin edildikten sonra mevzu, bahis Cumhurbaşkanımıza arz edilecek. Yani şu  anda bu süreç devam ediyor. Detaylar netleştikçe ilgili kurumlarımız  paylaşacaktır. Bununla ilgili kaygı verici bir durumun olmadığını bilhassa  ifade etmek isterim.”

“Çeyrek dönemlik bir talip ve raporlama süreci olacak”

Üçüncü 100 günlük fiil planının ne vakit hazırlanacağına ilişkin  soruya Kalın, şu yanıtı verdi:

“Bundan sonra bu yöntemi biraz değiştiriyoruz.100 günlük Fiil Planı  ya da İcraat Programı açıklaması modelinden şöyle bir döneme geçiyoruz; çeyrek  dönemlik bir takip ve raporlama süreci olacak. Yani her bir çeyrekle ilgili  birimlerimizin yaptığı çalışmalar raporlanacak, Cumhurbaşkanımıza arz edilecek,  Cumhurbaşkanımız da bu veriler ışığında ve bundan sonra yapılacak çalışmaları,  yılda iki kere temmuz ve ocak aylarında bizzat kendisi açıklayacak. Her 100 günde  bir fiil planı açıklamak yerine Sayın Cumhurbaşkanımız  yapılan bu çalışmaları  özetleyen, hülasa eden ama önümüzdeki dönemde de 3-6 ayda yapılan çalışmaları da  ihtiva eden sunumlarını gerçekleştirecekler.”

Kalın, ABD ile devam eden F-35 ve Patriot görüşmelerine ilişkin devam  eden müzakerelerde gelinen aşamanın Türkiye’nin beklentilerine yanıt verip  vermediğine yönelik soru üzerine, bu hafta Hazine ve Maliye Bakanı Berat  Albayrak’ın, Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın, kendisinin ve Ticaret Bakanı Ruhsar  Pekcan’ın da bu konuda temasları olduğunu, mevkidaşlarıyla bu konuyu  görüştüklerini anımsattı.

S-400’lülerin alınması halinde Türkiye’ye birtakım yaptırımların  uygulanacağına, F-35 programının dışına çıkartılacağına ve Patriot satışlarının  engelleneceğine dair ifadelerin ABD makamları tarafından yapıldığını belirten  Kalın, şöyle devam etti.

“Türkiye’ye dönük bu çeşit öncelikle tehdit, şantaj yahut yaptırım  dilinin aksi tepeceğini aleni bir şekilde anlatım ettik. İkili ilişkilerimizin  dayanması gereken temel ilkeler karşılıklı çıkarların korunması, karşılıklı  güven, ortak değerler ve ortak hedefler üzerine inşa edilmelidir. Bunun dışında  tek taraflı, dayatmacı söylemleri tabii ki kabul etmemiz olası değil. Burada  ‘S-400’ler alınırsa F-35’lerle ilgili duygulu bilgilere erişim olur, bu da F-35  programını tehlikeye sokar.’ şeklindeki argümana karşı da bildiğiniz gibi  Dışişleri Bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu, NATO toplantısı vesilesiyle Washington’da  bulunduğu sırada bir teknik heyet kurulması teklifinde bulundu. Bu teknik heyet  uzmanlardan oluşacak, NATO şemsiyesi altında böyle bir riskin olup olmadığını  detaylı bir şekilde inceleyecek. Bizim bu teklifimiz, bu konunun tüm  boyutlarıyla aydınlatılmasını amaçlıyor.”

“Türkiye’nin S-400 kararı bir gecede verilmiş bir karar değildir”

Türkiye olarak parçası oldukları F-35 programının bir üçüncü memleket  tarafından tehlikeye atılmasını veya bir öbür savunma sistemi tarafından riske  edilmesini istemeyeceklerini ve kabul etmeyeceklerini vurgulayan Kalın, bu  riskleri analiz edecek bir çalışmanın yapılması gerektiğini anlatım etti. Ancak bu  çalışma yapılmadan, bu sonuçlara varılmasının doğru olmayacağının altını çizen  Kalın, şöyle konuştu:

“Türkiye’nin S-400 kararı bir gecede verilmiş bir karar değildir. Biz  bunu da muhtelif vesilelerle her seviyede anlatım ettik. Bundan sonra da anlatım  etmeye devam edeceğiz. Türkiye F-35 teknolojisinin bir ortağıdır, ortağı olmaya  da devam edecektir. Biz, F-35’lerin sadece bir müşterisi ya da alıcısı değiliz.  10 memleket ile beraber o projenin ortaklarından birisiyiz. Şu ana kadar yaptığımız  yatırımlar var, buradan doğan hukuki haklarımız var. Bu teknolojiyi elde etmek,  bunun bir parçası olmak da bizim hem öncelikli hedeflerimizdendir hem de en tabii  hakkımızdır. S-400 meselesinin aslında merkezinde yer saha teknoloji transferi  konusunda da bizim beklentimiz tabii ki müttefiklerimizin öncelikli olarak bu  yolun önünü açmalarıdır. Yani NATO şemsiyesi altında, ikinci NATO’nun en aka  ordusu olarak, operasyonlara katılan, ittifaka destek veren, her çeşit riski alan,  maddi katkı yapan Türkiye’nin, teknoloji transferi konusunda dışlanması elbette  kabul edilemez.”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, Türkiye’nin son yıllarda savunma  sanayisinde fazla ağırbaşlı mesafeler katettiğine dikkati çekerek, bu sürecin devam  edeceğini vurguladı.

Türkiye’nin bu alanda daha da güçlenmesini istediklerini dile getiren  Kalın, “Egemen bir devlet olarak da hangi ülkeden hangi sistemi alacağımıza da  Türkiye olarak biz karar veririz ama bunu yaparken tabii ki müttefiklerimizle iş  birliği içerisinde devinim etmek isteriz. Onlardan alacağımız teknolojinin bir  başka sistem tarafından tehdit edilmesini ya da riske girmesini elbette  istemeyiz.” dedi.

“Ya o, ya bu” şeklinde dayatılma yapılmasının da kabul edilebilecek  bir vaziyet olmadığının altını çizen Kalın, bu meseleyi çözmek için müzakerelerin  devam edeceğini söyledi.

Konunun yaptırım ve tehdit gibi mecralara kaymaması, mevzuyu  karşılıklı güven, ortak hedefler ve çıkarlar çerçevesinde çözme  temennisini dile  getiren Kalın, “Kongrenin perspektifinin ya da uygulamayı öngördüğü kanunların  dışında Amerikan Başkanı’nın da bir dizi yetkisinin olduğunu, buralarda belki  bunların devreye girebileceğini, bu süreç içerisinde öbür ara formüllerin  bulunmasıyla ilgili de çalışmaların yapılabileceğini de anlatım ettik, bunların da  takipçisi olacağız.” değerlendirmesinde bulundu.

Kalın, “Kabine’de bir revizyon öngörülüyor mu?” sorusuna, “O mevzu, bahis  Cumhurbaşkanımızın uhdesindedir, takdirler kendisine aittir. O konuda benim bir  spekülasyonda bulunmam doğru olmaz.” şeklinde konuştu.

“YSK’nin kararı nihai karardır”

Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul Büyükşehir Başkanlığı mazbatasını aldığı  hatırlatılarak, hükümet tarafından meşru reis olarak görülebilmesi için  YSK’deki sürecin tamamlanmasının beklenip beklenmeyeceğine dair soruya da Kalın,  şu yanıtı verdi:

“YSK’nı kararı nihai karardır ama hukuki süreç, itirazlar devam  etmektedir.  AK Parti ve MHP, İstanbul’da seçimlerin yeniden yapılması için bir  olağanüstü başvuruda da bulunmuştur. Şu anda YSK bununla ilgili değerlendirmesini  yapacak, vereceği karara göre süreç devam edecek. Dolayısıyla burada hukuki  süreçlerin kullanılması, sonuna kadar tüketilmesi her partinin en demokratik  hakkıdır. Tersi olsaydı bu kadar az bir farkla Cumhur İttifakı’nın adayı  kazansaydı, Ulus İttifakı’nın adayı da muhtemelen eş bir itirazda  bulunacaktı YSK’ya. Bunu da gayet normal, demokratik bir hak olarak görecektik.  Bir gecikme, hak gaspı olarak hiçbir şekilde görmeyecektik. Burada da Cumhur  İttifakı’nın böyle bir itirazda bulunması partilere ve adaylara tanınmış doğal,  demokratik bir haktır. Bunlar tüketilir, tamamlanır, bunlar bittikten sonra  YSK’nin vereceği karar bizim için de nihai karardır. O zamana kadar mazbatasını  alan başkanlar başkanlıklarına devam ederler ama farklı bir vaziyet laf konusu  olursa da hukuki süreç neyi gerektiriyorsa o süreçler işletilir.”

‘Felaket senaryoları hep boşa çıktı’

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, “Dönem devre  ‘Türkiye’de ekonomik kriz var, yine inişe geçildi’ gibi felaket senaryolarının  yazıldığını, çizildiğini görüyoruz. Bunlar hep boşa çıktı.” dedi. 

İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Memur-Sen  Konfederasyonu Uluslararası İşin Geleceği, Tehditler ve Fırsatlar  Konferansı’ndaki konuşmasında 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’yla ilgili  açıklamaları konusundaki bir soru üzerine, “657 ile ilgili bir değişiklik  öngörüsü, tasarısı şu anda gündemde yok.” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın buna ilişkin açıklamalarını hangi bağlamda  söylediğini hatırlatmakta yarar bulunduğuna işaret eden Kalın, şöyle konuştu:

“Yeni başkanların göreve gelmesiyle öbür partilerden, keyfi  uygulamalar olması halinde, haklı olarak belediyelerde çalışan işçilerimizin ya  da memurlarımızın birtakım endişeleri olmuş olabilir. Bunlar tabii ki dile  getiriliyor. Kendisi de bu konuşmayı Memur-Sen’de yaptı. Dolayısıyla burada  onların bir yasal güvence altında olduğuna dikkati çekti Sayın Cumhurbaşkanımız.  Bu aslında fazla mühim bir mesaj çünkü yönetimler değişebilir ama devlette  süreklilik esastır. Keyfi uygulamalarla işini doğru yapan, kanunen de o görevde  bulunan hak ve hukuk açısından da herhangi bir eksiği olmayan kişilerin böyle bir  endişe ve korku içinde tabii ki olmaması gerekir.

Yeni gelen başkan, hangi partiden olursa olsun mühim değil, ne tarafa  doğru el değiştirmiş olursa olsun belediye, orada çalışan insanların da gönül  huzuruyla devletine hizmet etmeye devam etmesi gerekir. Sayın Cumhurbaşkanımızın  dikkat çektiği nokta budur. Böyle bir şeye tevessül etmeleri halinde bunun yasal  güvencesi vardır, bu da 657’dir. Bunu herkese hatırlatmakta yarar var.”

İşsizlik rakamları

 İbrahim Kalın, basın mensuplarının işsizlik rakamları ile ilgili  sorusu üzerine, ekonomik birimlerin çalışmalarına devam ettiğini dile getirdi.

Yılın ilk çeyreğinde hizmet sektörünün de daha tam olarak devreye  girmemesi nedeniyle vakit vakit rakamların biraz daha yüksek olabildiğine dikkati  çeken Kalın, “Yıl içindeki toplama da bakmak lazım ama Türk ekonomisinin  bünyesinin sağlam olduğunu bir kez daha anlatım etmek isterim.” şeklinde konuştu.

Cari aleni dengesinde fazla ağırbaşlı bir iyileşmenin olduğunu vurgulayan  Kalın, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Önümüzdeki dönemde turizm sezonu yine hızlanıyor, yeni hedefler  konuldu ve bu hedefler çerçevesinde turizm sektöründen fazla ağırbaşlı gelir elde  etmeye başlamış bulunuyoruz. Yatırımlar konusunda tasarruf tedbirlerine karşın  önemli yatırımlar hala devam ediyor. Yabancı sermayenin Türkiye’ye ilgisi yoğun  bir şekilde devam ediyor. Dolayısıyla devre devre ‘Türkiye’de bir ekonomik kriz  var, yine inişe geçildi’ gibi felaket senaryolarının çizildiğini, yazıldığını  görüyoruz. Bunlar hep boşa çıktı.”

Geçen 10 yılda, 2007-2008 küresel finans krizinden beri, “Türk  ekonomisi patlamak üzere, çökmek üzere, iflas etmek üzere, firmalar kapanacak,  işsizlik sokaklara dökülecek” gibi senaryoların yazıldığını belirten Kalın,  bunların hiçbirisinin gerçekleşmediğini, alınan tedbirlerle bunların önüne  geçildiğini anımsattı.

Son 10 ayda iki seçim yapıldığına işaret eden Kalın, “Seçim  dönemlerinde ister istemez piyasalar etkilenir ama buna karşın ne döviz  endeksinde beklendiği gibi aka patlamalar ya da aka sapmalar oldu ne büyüme  hedeflerinde aka sapmalar oldu. Bu fotoğrafı, bütünlüğü içerisinde görmekte  fayda var. Bu işsizlik olsun, enflasyon olsun öbür konularda da tabii ki lüzumlu  iyileştirmeleri yapmak için ilgili birimlerimiz çalışmalarına bundan sonra da  devam edecekler.” değerlendirmesinde bulundu.

“Beklentimiz, Trump’ın Türkiye’yi ziyaret etmesi”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD’ye, ABD Başkanı Trump’ın da Türkiye’ye  herhangi bir ziyaretinin laf konusu olup olmayacağı sorusunun yöneltildiği  İbrahim Kalın, şöyle konuştu:

“Şu anda Cumhurbaşkanımızın Washington’a planlanan bir seyahati yok  fakat kendisinin dizi orada olduğu için ABD Başkanı’na ilettiği bir daveti laf  konusu. Daha önceki görüşmelerimizde benim de mevkidaşlarımla yaptığım  görüşmelerde bu konuyu gündeme getirmiştik. Beyaz Saray da ‘buna müspet  baktığını, 2019 yılı içerisinde bu ziyaretin olabileceğini’ anlatım etmişlerdi ama  bugün itibarıyla bizim bu ziyaretimizden sonra da kesinleşmiş bir gün, tarih şu  anda yok, olursa paylaşırız. Bizim beklentimiz, Sayın Trump’ın Türkiye’yi bu sene  içerisinde ziyaret etmesi olacaktır.”

“Yeni askerlik sistemi”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, soru üzerine, Ulusal Savunma  Bakanlığının yeni askerlik sistemiyle ilgili yasa taslağını aka oranda  hazırlandığını, bugün bu konuya ilişkin daha evvel bir sunum yapıldığından detaylı  bir müzakerede bulunulmadığını bildirdi.

İbrahim Kalın, yeni askerlik sistemine ilişkin, “Bu tabii ki AK Parti  grubu tarafından Meclis’e sevk edilecek. Orada da bu tabii komisyonlarda  çalışıldıktan sonra yasa haline gelecek. Onunla ilgili hazırlıklar, daha evvel  açıklanan ana çerçeveyi temel alacak şekilde taslak aka oranda hazırlandı ve  Meclis açıldığında da bu gündeme gelecek.” dedi.

“Bunun açıklama edilebilecek bir tarafı yoktur”

Kalın, bir gazetecinin, HDP’li Mardin Belediye Başkanı Ahmet Türk  başkanlığındaki Belediye Meclis Toplantısı’nda İstiklal Marşı’nın okunmamış  olmasını nasıl değerlendirdiği sorulan Kalın, Mardin’de yaşanan bu hadisenin, AK  Parti’li bir ilçe belediye başkanının ikazı üzerine durumun düzeltildiğini, daha  sonra İstiklal Marşı’nın okunduğunu anlattı.

İbrahim Kalın, konuya ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

“Böyle bir ikaza gereksinim duyulması bile Cumhurbaşkanımızın bu süreçte  ‘bu seçimlerin sadece bir mahalli seçim meselesi değil, bir beka meselesi olduğunu’  bir kez daha maalesef diyorum teyit etmiştir. Neden? İstiklal Marşı, hepimizin  marşıdır, bu ülkede yaşayan 82 milyonun marşıdır. Türk’üyle, Kürt’üyle,  Arap’ıyla, Çerkez’iyle herkesin marşıdır, Doğu’suyla Batı’sıyla, Mardin’i ile  İstanbul’u ile Urfa’sı ile Bursa’sı ile tüm şehirlerimizin marşıdır. Buna karşı  doğal refleksin ne olması gerekir? İstiklal Marşı’nın okunması, insanların bunu  ruhlarında hissetmesi… Özellikle yönetici makamında olan kişilerin, bu  hassasiyeti göstermesi olmalıdır. Bu tavır Türkiye’yi, Mardin’i incitmiştir.  Mardin’in ruhunu düşündüğünüz vakit kadim bir şehrin, Mezopotamya’nın tüm  zenginliklerini alarak bugüne taşımış bir şehrin o fazla renkli, fazla dilli ama  milli ve yerli ruhunu düşündüğünüz vakit o Mardinliyi de incitmiştir. Bunun açıklama  edilebilecek bir tarafı yoktur.

Maalesef tabii refleksin bu olması, zihin kodlarında ne çeşit  hataların, sıkıntıların olduğunu da göstermektedir. Umarız, bu çeşit hatalar yine  edilmez. İyi ki bu arkadaşımız lüzumlu uyarıyı yapmış ve İstiklal Marşı’mız orada  okunmuştur. O bizim ulusal istiklalimizin ve istikbalimizin bir teminatıdır,  bundan gocunanlar varsa kendilerini muhasebeye çekmeleri gerekir.”