İbrahim Kalın: Türkiye’nin güvenlik çekincelerini anlamak zorundasınız! « Haberkulis.org

SON DAKİKA

İbrahim Kalın: Türkiye’nin güvenlik çekincelerini anlamak zorundasınız!

Bu haber 01 Mayıs 2019 - 14:31 'de eklendi ve 26 kez görüntülendi.

İbrahim Kalın, Başkent Üniversitesi ve Konrad Adenauer Stiftung iş birliğiyle düzenlenen İstanbul Emniyet Konferansı 2019’un açılışında, güvenliğin artık küresel bir sorun haline geldiğini ve buna küresel bir yanıt vermek gerektiğini söyledi.

Güvenlikle ilgili bilhassa bölgesel çekincelere bakıldığında, herkesin ihtiyaçlarının karşılanması gerektiğini belirten Kalın, herkes güvende olana kadar kimsenin güvende olmayacağını anlatım etti.

Türkiye’nin güvenliğinin sadece Suriye ya da Bulgaristan sınırında başlamadığını dile getiren Kalın, “Türkiye’nin güvenliği küresel ve fazla boyutlu bir gerçekliktir. Bunu da ancak küresel ve fazla boyutlu açıdan ele aldığımız vakit güvenlikten bahsedebiliriz. Bizler güvenliği, sadece kendi topraklarımızda değil aynı zamanda komşularımızda, bölgemizde ve küresel olarak tesis etmeye çalışıyoruz. Komşum itimat altında değilse ben de güvende hissetmiyorum.” diye konuştu.

Mülteci krizinin küresel bir sorun haline geldiğini ve doğru düzgün de irdelenmediğini aktaran Kalın, bu krizin Avrupa siyasetinin de kimyasını değiştirdiğini, ABD’ye kadar ulaştığını anlattı.

2015’te imzalanan göç anlaşmasına değinen Kalın, “Sayın Merkel’in tek başına yaptığı çalışmalara müteşekkiriz, mesuliyet aldı, siyaseten de bunun bedelini ödedi Almanya’da. Ama ne Türkiye ne de Sayın Merkel lüzumlu olan yardımı alamadı. 3,5 milyon mülteci Türkiye’de yaşamakta ve bilhassa aleni kapı politikasına devam edeceğiz. Mülteciler arasında bir fark yapmayacağız.” diye konuştu.

Güvenliğin siyasi, ekonomik, siber, insani ve beşeri olmak üzere birçok boyutu olduğuna değinen Kalın, sözlerine şöyle devam etti:

“Türkiye kendi emniyet problemleriyle uzun yıllardır savaşmakta. Avrupa’nın emniyet mimarisi içindeyiz, mühim bir rol oynuyoruz NATO’da ve bilhassa kendi paydaşlarımız, müttefiklerimiz ve komşularımız için emniyet sağlıyoruz. Aynı zamanda karşılık da bekliyoruz. Türkiye’nin emniyet endişelerinin tartışılması, konuşulması ve ciddiye alınması gerekiyor. 

Müttefiklerimizin, komşularımızın El-Kaide ve DAEŞ ile ilgili yaşadığı sorunlara fazla duyarlı ama Türkiye’nin emniyet çekinceleri laf konusu olduğunda bu kadar duyarlı olduklarını düşünmüyorum.  DAEŞ ya da El-Kaide’nin dünyanın öbür ülkelerine olan tehditleriyle ilgili bu kadar duyarlıyken sebep dünya Türkiye’nin sorunlarına duyarlı olmuyor. Terörizm bir küresel problemse, yani şayet Batılı ülkelere saldırdığında bu ani bire küresel husus oluyor ama İstanbul ve Ankara’dan, Türkiye nazar açısından baktığınız vakit sebep bizim istediğimiz düzeyde müttefiklerimizden terörizm konusunda yardım almıyoruz. Sadece Avrupa’daki başkentlere hücum olduğunda bu sorun bir sorun haline geliyor. Burada da bizim canımız sıkılıyor. Sebep beklediğimiz ilgiyi biz göremiyoruz.”

– “S-400’leri alma kararı bir gecede gerçekleşmedi”

Suriye savaşına değinen Kalın, “Suriye savaşının aka sıkıntısını biz çekiyoruz. Daha fazla aktörün rol alması, şeffaf olunması, daha fazla diyalog ve ortaklıklar kurulması gerekiyor. Biz, Suriye’deki savaşı bitirmek istiyorsak böyle yapmalıyız.” dedi.

Türkiye’nin Suriye tarafından her türlü saldırıya maruz kaldığını hatırlatan Kalın, şunları kaydetti:

“Son 10-11 senedir Türkiye olarak Patriot hava savunma sistemini satın almaya çalıştık. Üç adet ana kriter olduğunu söyledik. Fiyat, ne vakit teslim edileceği ve beraber üretim. Suriye krizinin ortasında 2016’nın başlarında Obama döneminde Amerikalı meslektaşlarımızdan bir telefon aldık. Patriot istasyonlarını art çekeceklerini söylediler. Bu da hudut aşan çatışmaların en yoğun olduğu dönemdi. Biz şoke olduk. Makul bir sebep aradık, sorduk. Bakım için çektiklerini söylediler. Yenisinin ne vakit geleceğini sorduğumuzda, bilmediklerini söylediler. Alman meslektaşlarımız da Partiotları çekti Türkiye’den. İspanyol ve İtalyan meslektaşlarımızın gönderdiği iki batarya kaldı. 

Suriye savaşının tam ortasında o kadar çetin çatışmalar gerçekleşiyordu. Daha sonra kendimize şu soruyu sormaya çalıştık. Burada neler olup bitiyor? Türkiye-Suriye sınırındaki emniyet çalışmalarımız sadece bizim için değil Avrupa ve NATO için de geçerli. Biz, istediğimiz ortaklığı ve yardımı alamıyorduk müttefiklerimizden. Biz Patriot’u 10-11 yıl almaya çalıştık, uygun bir ortam oluşmadı. Patriot’u almak için bir talih daha belirdi ama iyi bir öneri gelmedi.”

İbrahim Kalın, S-400’leri alma kararının bir gecede gerçekleşmediğini, yapılan çalışmaların, sürecin sonunda ortaya çıktığını, defalarca toplantılar gerçekleştirdiklerini ve bu vakit içinde Türkiye’nin emniyet endişelerinin ciddiye alınmadığını belirtti.

Bunun üzerine Türkiye’nin S-400 almaya karar verdiğini ve bir bombardımana tabi tutulduğunu anlatan Kalın, “Sürekli olarak NATO’daki statüden bahsediliyor. Türkiye’nin artık güvenilir bir ortak olmadığı söyleniyor. Özellikle Transatlantik müttefik bölgesinde güvenilir olmadığımız çünkü Rusya’ya yanaştığımız söyleniyor. Bütün bu konulara baktığımız vakit şunu aklımızda tutmamız size verdiğim kısa evveliyat her şeyini anlatıyor.” dedi.

– “Özgürlük ve demokrasi olmadan emniyet olmaz”

Küresellik ne kadar ileri giderse gitsin, ne kadar dünya vatandaşı olunsa da tabiiyetlerin fazla mühim olduğunu anlatım eden Kalın, şu ifadelerini kullandı:

“Özgürlük ve demokrasi olmadan emniyet olmaz, emniyet olmadan özgürlük ve demokrasi olmaz. Her ikisi arasında denge teşkil etmemiz lazım. Demokrasi düşmanlarıyla ve terörist örgütlerle ve muhtelif saklı kuruluş ve kuruluşlarla, bilhassa demokratik olarak seçilmiş hükümetlere karşı yapılan saldırılara karşı mücadele etmeliyiz. Türkiye, Batı emniyet mimarisinin bir parçasıdır. NATO üyesiyiz ve AB’ye tam üyelik için başvurumuzu yaptık. Ama iki şahıs lazım dans edebilmek için. Tek kişi, tek başına tango yapamaz. Türkiye’nin tek başına her şeyi yapmasını beklemeyin. Dolayısıyla her şey başarısız olduğunda da Türkiye’yi suçlamayın. Bizim yapacak fazla işimiz var, buna hiç kuşku yok. Bunu biz ortaklıklarla, müttefiklerimizle, arkadaşlarımızla yapmak istiyoruz. Böyle bir güvensizlik çağında herkes birbirini, Türkiye’nin emniyet çekincelerini anlamak zorunda. Çünkü biz, kendi komşularımızın ve müttefiklerimizin emniyet çekincelerini anlıyoruz.”

– “PYD ve YPG’ye verilen her destek PKK’ya verilen bir destektir”

Kalın, konuşmasının ardından katılımcıların sorularını yanıtladı.

“Bugünlerde SDF ve Kürt Ulusal Konseyi arasında eşi benzeri görülmemiş şeyler yaşanıyor. Bu inisiyatifle ilgili olarak, bunun nereye doğru evrildiğini bizimle paylaşabilir misiniz?” sorusu üzerine Kalın, şöyle konuştu: 

“SDF aslında PYD ve YPG’nin diğer bir ismi. Bu da Suriye’deki PKK. Dolayısıyla başından beri şunu söyledik zaten, bu gerçekten fazla yanlış. Ölümcül bir hata yapılıyor. Yani, PYD ve YPG’nin Amerika tarafından bilhassa DAEŞ ile savaşırken kullanılması ölümcül bir hata. Bizim DAEŞ gibi terörist örgütleri ortadan kaldırmak için PYD, YPG’ye ihtiyacımız yok. Suriye Özgür Ordusu ve Amerikalı askerlerle,YPG ve PKK’lı olmayanlarla bunu yapabiliriz. Açıkçası herkes buna kulağını tıkadı. Halifeliğin sona erdirilmesi, DAEŞ’in ortaya sunduğu ilkelerinin ortadan kaldırılması için bunlara ihtiyacımız yok. Öncelikle Suriye’nin siyasi bütünlüğünü ve toprak bütünlüğünü korumalıyız. Belirgin bir grubu, hususi bir muameleye tabi tutarsak ülkenin sosyal dokusunu gözardı etmiş oluruz.” 

PYD ve YPG’ye verilen her destek PKK’ya verilen bir destektir. Biz PKK’yı Türk topraklarında bir köşeye sıkıştırmışken, PKK gibi terörist örgütlerin Kuzey Suriye’de devlet gibi devinim etmesini istemiyoruz. DAEŞ’in Avrupa sınırına dayanıp, devlet gibi devinim etmesini ister misiniz? Ya da Amerika ve Kanada sınırında? Hayır. Bombalarsınız, onları yerle bir edersiniz. Bunun olmasına biz ruhsat veremeyiz.”

İbrahim Kalın, Kürtlerin siyasi sürece hem Cenevre hem de Astana’da katıldığını, PKK, PYD ve YPG ile bağlantısı olmayan bütün Kürt liderlerin bu sürece katılımının olduğunu belirterek, Suriye’nin siyasi sürecinin geleceğinde rol oynamak isteyen Kürt liderlerin seslerinin duyulması gerektiğini söyledi.

ABD’nin, PKK ve PYD’nin elinde sıkışmış vaziyette olduğunu anlatan Kalın, “Terörle ilgisi olmayan Kürt liderlerin seslerini çıkarmaları için bir platforma ihtiyacı var. Suriye toplumunun bir parçası olarak yaşamak isteyen Kürtler. Burada PKK, PYD, YPG ile hiçbir şekilde temasımız olamaz. Suriye Savunma Güçleri gibi bir ad kullanıyorlar herkes onların PKK olduğunu biliyor. Türkiye’nin emniyet kaygısı ciddiye alınmıyor müttefiklerimiz tarafından.” dedi.

– “Küçük bir ihtimal dahi olsa bu konuya müdahale etmeye hazırız”

Kalın, “S-400’leri yerleştirdiğiniz vakit NATO’nun entegre hava savunma sisteminin geleceğini nasıl görüyorsunuz? şayet siz F-35 almayacaksanız ve hava kuvvetlerinizin var uçakları değiştirmesi lazım filo yaşlılığı nedeniyle, bu nedenle nükleer paylaşımın geleceğini nasıl görüyorsunuz?” sorusunu şöyle yanıtladı: 

“S-400’ü NATO savunma sistemine entegre etmeyeceğimizi söyledik. Bunlar uzun menzilli savunma bataryaları olarak konuşlandırılacak. S-400’ler ile ilgili ABD’nin kaygısı şu yönde, F-35 harp uçaklarının taktik bilgilerinin açılacağı kaygısı var. Bizim uzmanlarımıza göre bu kaygılar tamamen temellendirilmiş kaygılar değil. Çünkü şayet S-400’ün duygulu veriye erişim kabiliyeti olsaydı Ruslar bunu çoktan elde etmiş olurdu. Türkiye’nin bunu satın alıp, konuşlandırmasının gereği yoktu. Rusya, Suriye’de S-400 var. İsrail de F-35 uçuruyor etrafta. S-400’lerin bu duygulu veriye erişim kabiliyeti olsaydı, zaten bunu şu ana kadar çoktan elde etmiş olurlardı. Bunun NATO’nun hava savunma sistemine bir tehdit oluşturacağını düşünmüyoruz. Küçük bir ihtimal dahi olsa bu konuya müdahale etmeye hazırız.”

Bir soru üzerine Kalın, Almanya’ya Patriotları temin ettiği için Türkiye’nin müteşekkir olduğunu anlatım ederek, “Fakat Amerikalılar Patriotlarını çeker çekmez sebep o vakit art çektiniz? Biz, her parlamentonun egemen kararına saygılıyız ama burada hassasiyet laf konusu. şayet PKK’yı açıkça desteklemekten art durmayan bir parlamento üyesi, Öcalan’a özgürlük gibi kampanyaları destekleyen bir şahıs veya burada HDP ve PKK’lı adaylarla Almanya’da referandum sürecinde seçim propagandası yapan bir vekile hiçbir şey dememesini Türkiye’nin nasıl beklersiniz. Alman parlamentosunun 600 küsur mebus içinden böyle bir kişiyi niye gönderiyor?” diye konuştu.